
Songül Kundakçı Cansız
Teslimiyetten Istiklale: Cumhuriyet Türküsü - I
101 yıl önce 29 Ekim günü 101 pare top atıldı. 101 pare top, iç ve dış düşmanları sindirirken Kurtuluş Savaşı yapan ve kazanan Türk milletinin, yoksul Anadolu köylüsünün yüreğine su serpti. 101 pare topun hiçbiri boşa gitmedi, hepsi hedefine ulaştı.
- Teslimiyetten Istiklale: Cumhuriyet Türküsü - I
- Cumhuriyet Türküsü - II
- Türk Milletinin Öcü: Cumhuriyet Türküsü- III
Bir milletin Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğuşuydu bu.
Bu, Türk milletinin eğilen başının doğruluşuydu.
Kurtuluş ve kuruluş mücadelesi adım adım itina ile yürütülen bir zorlu süreçti.
Cumhuriyet, Türklerin uzun ve çileli yol hikayesinin sonunda söylenen zafer türküsüydü.
Cumhuriyet, Atatürk liderliğindeki Anadolu İhtilâli’nin, kalpaklıların, vatan için ölümü göze alan Türk milletinin kutlu zaferiydi.
Cumhuriyet; İstanbul Hükümeti’nin teslimiyetiyle başlayan süreçte Adana’da mayalanan, Çukurova’da Dörtyol’da atılan ilk kurşunla başlayıp Anadolu’nun direnişiyle, Ankara Hükümeti’nin yönetimiyle istiklale giden zorlu bir yolun sonu güzel biten hikayesiydi.
Türk milleti bugünlere kolay gelmedi. Osmanlı Devleti’nde Türk’e hakaret için azınlıkların hatta bazı Türklerin bile “Al turpu vur Türk’e, yazık oldu vah turpa!” ifadelerini kullandığı, “Türk’üm” demeye insanların çekindiği, utandığı kötü günlerden geçerek bugünlere geldi.
Türklerin horlanmasına dayanamayan kendinden emin bir ses 1876’da “Ben bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur” diye kükredi. Mehmet Emin Yurdakul’un sesiydi bu. Türk’e hakaret edenlerin suratına tokat çarpar gibi haykırıyordu Türklüğünü.
Ses öyle etkileyiciydi ki yankısı dalga dalga yayıldı. Haksızlığa ve zulme karşı “Ben Türk’üm” diyenler bir araya geldi.
Bundan 101 yıl önce bir ölüm-kalım savaşı verdi Türk milleti. 101 yıl önce bela yağmuruna tutulan, başına bin bir çeşit çorap örülen, ezilen, yok edilmek istenen Türk milleti kendi eliyle makus talihini değiştirdi. Toprağı vatan yapma, vatanı uğruna can verme kabiliyetine sahip olan bu ordu-millet, vatanı işgalcilerden temizledi.
Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918’den sonra Türk milletiyle beraber Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları gece uyumadı, gündüz oturmadı, aç kaldı, açıkta kaldı, rahat nedir bilmedi. Zorluklardan yılmadı, cepheyi bırakıp kaçmadı, mücadeleyi bırakmadı, toprağından vaz geçmedi. Teslimiyetten istiklale, saltanattan Cumhuriyet’e uzanan çileli ve mücadeleli bir yoldu yürüdükleri.
I. Dünya Savaşı sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki direnişle Türk milletinin talihi tıpkı destanlardaki gibi döndü. Millî Mücadele’de Anadolu bir Ergenekon oldu, Türk’e yol gösteren bozkurt da Mustafa Kemal Paşa…
Bu fedakâr ve kahraman neslin vatanı korumak için savaşlarda geçen hayatları, dağılan Osmanlı’nın yerine Cumhuriyet’i kurmanın mutluluğuyla taçlandı. Çöken devletin evlatları olarak yeni bir devletin doğuşunun ağır bedelini vatan uğruna harcadıkları gençlikleriyle kan, can ve gözyaşlarıyla ödediler. Vatan savunmasının sonunda da vatan için ölmeyi göze alanlar, vatanı yönetmeye talip oldular.
Millî Mücadele’nin sonunda Mustafa Kemal, Gazi oldu.
Anadolu’nun kutsal isyanı, teslimiyeti galibiyete çevirdi, yok sayılan millet adına kavuştu, Türk oldu.
Yeni bir devlet kuran, milletini kurtaran ve yükselten Gazi Mustafa Kemal Paşa, Atatürk oldu.
Millî Mücadele’nin kazanılması sonucunda imzalanan Lozan Antlaşması bu kutlu zaferin mührü oldu.
Çöken imparatorluğun yerine yeni bir devlet kuruldu, Türkiye Cumhuriyeti doğdu.
1923’te 29 Ekim, Türk milleti için sıradan bir gün olmaktan çıktı, bayram oldu.
Kutlu olsun! Kutlu olsun!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.