Güzellik: Müslümanlığın zirvesidir

Güzellik: Müslümanlığın zirvesidir
Bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah her şeyin en güzel şekilde yapılmasını emretmiştir” (Tirmizî, Diyât, 14).

Güzellik: Müslümanlığın zirvesidir

Kuran-ı Kerimde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim ihsan üzere Allah’a kulluk ederse, güzel niyet ve davranış sahibi olarak kendini Allah’a teslim ederse; Rabbi katında onun mükâfatı vardır. Öylelerine korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.” (Bakara Suresi; Ayet: 112)

Güzel İnsan Olmak

Âyetteki “muhsin” kelimesinin masdarı olan ihsan ise “bir işi samimiyetle, iyi niyet ve ihlâsla yapmak” anlamına gelir. Ayrıca “başkalarına haklarını veya haklarından daha fazlasını verme” anlamında da kullanılmaktadır.

Hz. Peygamber, Cebrâil’le aralarındaki bir konuşmayı içeren, bu sebeple “Cibrîl hadisi” diye bilinen bir hadisinde bu kavramı, “İhsan, Allah’ı görüyormuşsun gibi ibadet etmendir; çünkü her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir” şeklinde açıklamıştır (Buhârî, “Îmân”, 37). Bu açıklamada ihsan kavramı, “ibadeti en iyi şekilde yapma” anlamında özel bir terim olarak kullanılmıştır.

Ancak ihsan daha genel olarak, “iyi niyet ve ihlâsla, bütün işlerin en hayırlısını ve en güzelini en iyi şekilde yapma” anlamında bir ahlâk terimi olarak kullanılır. Kur’an-ı Kerîm’de bu şekilde iyi işler yapanlar, sık sık “muhsin” ve “muhsinler” şeklinde anılarak övülmektedir.

Ahlâk alimleri, “Allah size adalet ve ihsanı emreder” (Nahl 16/90) meâlindeki âyeti de dikkate alarak, adaleti başkalarının haklarını ihlâl etmemeyi gerektiren, ihsanı da –buna ek olarak– başkalarının yararı için kendi haklarından fedakârlık etmeyi, onlara iyilik etmeyi sağlayan bir erdem olarak açıklamışlardır. İslam alimleri, ihsanı, düşünce, söz ve davranışta en güzeli aramak; güzel insan olmak, ahlakı güzel Müslüman olmak şeklinde tanımlamıştır. Dolayısıyla güzellik, doğruluk ve iyiliği de kapsar.

Konumuz olan âyetteki muhsin kelimesinin, yukarıdaki hadiste işaret edilen “Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme, ibadeti en iyi ve en güzel şekilde yapma” anlamına uygun bir mana taşıdığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak cennete girebilmek için inançların ve düşüncelerin kesin kanıtlara dayandırılması, ayrıca insanın Allah’a iman edip yüzünü O’na çevirmesi, bütün benliği ve varlığı ile, tam bir içtenlikle O’na teslim olması, hem bedeni hem de kalbiyle O’na kulluk etmesi, kısaca samimi bir dindar olarak Allah’ın hükümlerine teslim olması gerekir. Bu teslimiyeti sağlayan dine İslâm, bu şekilde teslim olan kişiye de “müslim” (müslüman) denir.

Bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah her şeyin en güzel şekilde yapılmasını emretmiştir” (Tirmizî, Diyât, 14).

İhsan Bilinci

Mümini mümin yapan hasletlerden biri de ihsan bilincidir. İhsanın özü, kâmil bir imana sahip olmaktır. Allahu tealanın kâinatı yoktan var ettiğine ve yönettiğine iman etmek, kullarına karşı cömert olduğuna gönülden inanmaktır.

İhsan, Rabbimizi herkesten ve her şeyden daha çok sevmektir. Rehber olarak Kur’an’ı; örnek olarak sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallahu aleyhi ve sellemi; ölçü olarak İslam’ın hayat veren ilkelerini samimiyetle kabul etmektir; kısaca gönül evimizi tevhitle inşa etmek, ruhumuzun sekinetini Allah’ı zikirde aramaktır.

İhsanın başı, ibadette ihlası kuşanmaktır; tevhittir; yalnızca Allah’a ibadet etmek ve sadece O’ndan yardım dilemektir.

İslam Sanatındaki Güzel

İhsan, aynı zamanda güzel ahlaka sahip olmaktır. Doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamak, Rabbimizin yarattığı her varlığa iyilikte bulunmaktır. Nihayetinde ihsan, müminin mesleğini en güzel şekilde yapması, işini hakkıyla yerine getirmesi, görevine sadakatle bağlı kalmasıdır. Bu bağlamda İslam sanatı, doğruluk ve iyiliği de içinde barındıran güzelliği amaçlamıştır.

Sanat bizi Kâlu Bela’ya götürmektedir; tabiattaki güzel, Allah’ın ‘Ben sizin rabbiniz miyim’ sorusu, sanattaki güzellik de bu soruya ‘Evet! Sen bizim Rabbimizsin’ cevabını vermektir; sanat, yaratışı taklit ederek Yaratıcı’ya özgür, bilinçli, sevgiyle, gönüllü olarak cevap vermektir.

İslam medeniyetinde sanat, var eden Allah’a minnet duygusunu ifade etme, boyun borcu duyma, şükür etmedir. İslam sanatı, ihsan bilinci ve Müslümanın hamdidir; sanatçı, en güzel ile hamd imkanını arayıp bulan, izleyici de sözkonusu hamde katılandır; İslam sanatı, namaz gibi Müslümanın miracıdır. Sanat eseri de bulunduğu yeri Allah’ın huzuru yapar, yaşarken ihlaslı olmaya davet eder.

Her Yer Allah’ın Huzurudur

Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi ve sellem hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “İhsan, Allah’ı görür gibi kulluk etmendir. Sen O’nu görmesen de O seni görmektedir.”3 Hadis-i şerifte de ifade edildiği gibi ihsan, yalnızca Allah’a kul olmak, her yeri Allah’ın huzuru görüp her an Allah’ı görüyormuş gibi yaşamaktır (Buhârî, Tefsîr, Lokman Suresi). Kısaca ihsan, karar anında, oluşturulan seçenekler arasına Allah’ın rızasını koymak ve onu uygulamaktır; Allah katında değeri olan davranışı göstermek ve işi yapmaktır.
İhsan bilinciyle yaşayan mümin, namazını kendine miraç kılar. Zekâtıyla kazancını manevi kirlerden arındırır, malını bereketlendirir, kardeşliğini pekiştirir. Ramazanlarda irade terbiyesinden geçer, orucuyla iradesini güçlendirir, kendisini kötülüklerden korur, bedenini ve ruhunu şifaya kavuşturur.

İhsan bilincini kuşanan mümin zerafet ve nezaket sahibidir; kimseyi incitmez. Güvenilirdir; emanete ihanet etmez, kul ve kamu hakkına tevessül etmez. Takva sahibidir; yalan ve iftiraya, gıybet ve dedikoduya, kin ve hasede hayatında asla yer vermez.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de “Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir” (Hadîd Suresi; Ayet: 4) buyuruyor. Evet, ihsan sahibi olmak, halk içinde Hak ile beraber olmaktır. İşini, görevini, karşılığını Allah’tan isteyerek en güzel şekilde yapmaktır.

Sorumluluk sahibi bir ebeveyn, vefakâr bir eş, hayırlı bir evlat, iyi bir komşu olabilmektir. Akrabayı gözetmek, mazluma el uzatmak, yetime kol kanat germektir.

İhsan sahibi olmak, huzurun ve kardeşliğin teminatıdır. Herkesin canını, malını ve onurunu dokunulmaz bilmek, şiddete asla meyletmemektir. İhsan sahibi olmak, ticarette kimseyi aldatmamak, stok ve karaborsacılık yapmamaktır. Bir malı insafsızca, vicdansızca değerinden fazlaya satarak veya kiraya vererek insanları mağdur etmemek, fırsatçılık yapmamaktır. Rızkı helalinden kazanıp helal olana harcamaktır.

“Rabbinizin mağfiretine, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve takva sahipleri için hazırlanmış bulunan cennete koşun” (Âl-i İmrân Suresi; Ayet: 133) emr-i ilahisine uyarak İslam’ın rahmet ve bereket ikliminden istifade edebiliriz. Rabbimizin lütfettiği nimetleri bizler de ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle paylaşalım, infak ve işara devam edelim.

Rabbimizin mağfiretine mazhar olmak için af yolunu tutalım.

Müslümanlığın zirvesi olan güzellikle, ihsan bilinciyle dünyamızı güzelleştirip, ahiretimizi mamur kılalım.


Mustafa Yürekli / Haber7

Kaynak:Adanapost

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.