İzler Ve Yansımalar - 5
“...Aşk, imanın baş şartıdır, Mâsiva!” (H.K)
Görünen, bilinen, dokunulan ikinciden bağımsızdır; aşk.
Başlığa bakar bakmaz ne kadar sıradan, basit, eski, alışılmış ve derde deva olmayacak bir husus bahsi gibi görürüz, düşünürüz bazen. Bazen de asıl aranan kan bulunmuştur anlayışı, beklentisi ve rahatlığı oluşur; hele de aşk derdiyle veya derdin aşkıyla hem hâl isek.
Aşkla yaşamak,
yaptığı işi aşkla yapmak, çalışmak;
aşkla inanmak,
aşkla konuşmak, dinlemek;
aşkla okumak, yazmak
aşkla mücadale etmek, direnmek
aşkla...
İnsan niçin, alemler niçin varsa?
Aşkla...
Şiir yazan adamın: “Bu aşkın sebebi sensin, sahibi benim Mâsivâ!” demesindeki sır, sanırım niyeti açık ediyor. Bir ağacın gölgesindeki serinlik; ağaçtan bağımsız, habersiz daha ileri, daha üst bir işlevle ortaya çıkıyor.
Aşk gölgedir.
“Asr’a yemin etmişsin, Mâsivâ!
Uhud okçularına benzememişsin!” derken; aşkın nelerden vazgeçildiğinde değer kazanacağı mı, yoksa neye değer verildiğinde aşkın kaybolacağı mı ifade ediliyor?
Asr, Uhud, aşk... Giden okçulardan olmamak... Nimet dururken ganimete aldanmamak.
Aşk nimettir.
Aynanın arkasındaki sim, kişiyi gösterirken aşkın “dünyanın arkadındaki simsin” diye tanımlanması, neyi gösterdiği içindir acaba?
Kişi, aşk, dünya, ayna...
Dünya sadece bir isim, aşk ise simdir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.