İbrahim Halil Sipahi
Nükleer santraller gerekli mi?
İlk defa 1976 yılında yapılması planlanan Mersin Akkuyu nükleer santralinin projesinin kesinlenmesinden itibaren bölge halkı ve çevreciler tarafından itirazı nükleer santralin ihalesinin verilmesi ve temellerinin atılmasıyla daha da hararetlendi.
Nükleer enerji nedir?
Nükleer santral, bir veya daha fazla sayıda nükleer reaktörün yakıt olarak radyoaktif maddeleri (Uranyum, Toryum) kullanarak elektrik enerjisinin üretildiği tesistir. Radyoaktif maddeler kullanılmasından dolayı diğer santrallerden farklı ve daha sıkı güvenlik önlemlerini, teknolojileri içerisinde barındırır.
Nükleer santralde enerji, istasyonun merkezindeki reaktörün içinde üretilen ısıyla sağlanır. Bu ısı, Uranyum atomunun zincirleme reaksiyonu sonucu elde edilir. Bu reaksiyon kontrollü bir şekilde yapılır.
Nükleer santrallerde atom çekirdekleri parçalanarak enerji sağlanır. Atomun çıkardığı ısı enerjisi yüksektir, ama çıkardığı radyasyon ancak özel binalarda veya kurşun mezarlarda saklanır ve uzun yıllar radyasyon yayar.
Nükleer enerjinin kullanıldığı ülkeler;
Dünyada halen 30 ülkede 438 nükleer santral bulunmakta 19 ülkede nükleer enerji santralleri yapımı devam ederken 24 ülke nükleer enerji santralleri kurmaya hazırlanıyor. Nükleer santral bulunmayan ve düşünmeyen Yeni Zellanda’nın yanı sıra Avusturya, İtalya, Kazakistan, Danimarka ve Filipinler nükleer santrale sahip olup da devre dışı bırakan ülkeler.
Nükleer santral kazaları ve tehlikeleri;
1957 yılında İskoçya'da meydana gelen Windscale kazası, 1979 yılında ABD'de meydana gelenThree Mile adası kazası, 1986 yılında Ukrayna'da meydana gelen Çernobil reaktör kazası,2011 yılında Japonya'da meydana gelen Fukuşima I Nükleer Santrali kazaları. Bunlardan hlen hafızalardan silinmeyen ve bıraktığı tahribatın izlerinin tazeliğini koruduğudur. 26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil nükleer reaktöründe meydana gelen patlama ve sonucunda yayılan radyoaktif madde Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'da yaşayan 336.000 insanın tahliyesine, 56 kişinin ölümüne, 4.000 doğrudan ilişkili kanser vakasına ve 600.000 kişinin sağlığının ciddi şekilde etkilenmesine sebep olmuştur
Nükleer santral çekinceleri, çevreciler ve halkın karşı çıkış nedenleri;
Sendikacılar, siyasetçiler, çevreciler ve bölge halkı, maden ocaklarında yaşam odalarını yapamayan, maden kazalarını önleyemeyen bir yönetimin zihniyetinin nükleer santralin getireceği tehlikeyi nasıl önleyecekleri konusunda endişeli olduklarını ifade ediyorlar ve endişelerini sıralıyorlar.
- Kurulacak santralin enerji ihtiyacının % 5’ini karşılayacak kapasitede olması,
- Maliyetinin yüksek olması, ham maddede dışa bağımlı olunması,
- Atıkların saklanması, radyasyon sızıntı olasılığı,
- Türkiye’de İş güvenliği, çevre duyarlığı denetim ve kontrol mekanizmalarında yetersizlik, vurdumduymazlıkların yaşanması vatandaş ister istemez nükleer santrallerin tehlikesi karşısında endişelerini arttırıyor.
- Çevre halkı ve çevrecileri en çok düşündüren nükleer atıkların saklanması, radyasyon ve atık suların denize dökülmesi ile hem deniz canlılarına hem de Türkiye’nin 385 km. ile en uzun sahil şeridine sahip olan Mersin’in turizmine balta vuracak olmasıdır.
- Mersin Antalya karayolunun tamamlanması bu nedenle Mersin’in turizme açılmasının engellenmesi ile bölgede bu yönde yapılan ve yapılmakta olan yatırımların baltalandığı halkın geçim kaynaklarını kurutulduğu bölge halkının dile getirdiği en büyük sıkıntı.
- Bölgenin en önemli gelir kaynağı olan muz, çilek ve sera üreticileri nükleer santralin hava ve toprağa vereceği zarar ile tarımın biteceğini, topraklarından ve işlerinden olacakları dolayısıyla aç kalacakları düşüncelerindeler.
- Ayrıca çevre halkının nükleer santrale karşı çıkması 1986 ‘daki Çernobil faciasının etkileri ülkemizde görülmüş olmasıdır.
Geçtiğimiz günlerde bir araya geldiğim 57.hükümette ulaştırma bakanlığı yapan ekonomi profesörü Enis Öksüz ile yaptığım sohbette Nükleer enerji santralleri hakkında görüşlerini sordum.
Türkiye’nin enerji açığının git gide ciddi boyutlara ulaştığını bunun önlemlerini alınmasının gerektiğini ifade etti. “HES’lerin termik santrallerin ve bio enerjinin ihtiyacı karşılamadığını, güneş ve rüzgar enerjisinin mevsim ve hava koşullarına göre üretim sağlaması bakımından sürekliliği olmadığını bu nedenle nükleer enerjiye ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir.” Diyen Prof.Dr.Öksüz; “Nükleer enerji gerekli ama bu proje ile değil” diye ifade etti.
“Ancak bugün Türkiye de Memleketim olan Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan Nükleer santralin denenmemiş bir projenin ilk defa denenecek olması, enerjinin elde edilecek ana maddesinin dışarıdan ithal edilmesi atık malzemenin tehlike unsuru taşıması ve sistemin maliyetinin yüksek olması münasebeti ile yanlış bir projedir”. “Bunun yerine denenmiş sonuçları belli olan ve enerji üretiminde kullanılacak ham maddenin dünya rezervinin % 70’nin ülkemizde bulunan Toryum ile dışa bağımlılığı ve atık tehlikesinin minimuma indirilme imkânı olan bir proje ile. Daha az maliyet, daha az tehlike ile doğaya ve insanlığa zarar vermeden nükleer enerji elde edilmesinin mantıklı ve isabetli olacaktır.” Diye görüşlerini ifade etti.
Dünyanın birçok ülkesinde enerji üretiminin daha düşük maliyetle elde edilmesi bakımından tercih edilen, her geçen gün mevcut ülkelerde sayıları artarken, nükleer enerji santrallerine sahip olmayan ülkelerinde tercih ederek yapımına ve kullanımına başladığı “nükleer enerji”, güvenliği maliyeti ve ham medde temini bakımında doğru projeler ile tesis edilerek kurulması ülkenin hızla artan enerji ihtiyacı için yarar sağlayacak bir enerji temin yolu.
Bütün endişe proje, maliyet, hammaddede dışa bağımlılık, atıkların kontrolü, suyun denize salınımı ve çevreye vereceği zararın önlenmesindeki güvensizlik.
İbrahim Halil SİPAHİ
24.04.2015/adanapost.com
Twitter.com/ihalilsipahi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.