Dr. Selim Sezer: " Netanyahu kabinesinin bu tasarıyı kabul etmese bile başka bir tasarıyı kabul etmeye zorlanması..."

Dr. Selim Sezer: " Netanyahu kabinesinin bu tasarıyı kabul etmese bile başka bir tasarıyı kabul etmeye zorlanması..."
İstanbul Gedik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Selim Sezer, "Refah saldırısının başlatılması ateşkes girişimlerinin akamete uğramasına sebep olabileceği gibi müzakerelerde bir baskı unsuru olarak da kullanılabilir." dedi.
İstanbul

İstanbul Gedik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Selim Sezer, Hamas’ın ateşkesi kabul etme sürecini ve İsrail'in Refah'a gerçekleştirdiği kara operasyonunu AA Stratejik Analiz'e değerlendirdi.

***

Soru: Hamasın ateşkes kararı ne anlama geliyor?

Sezer: 6 Mayıs akşamı, yakın bir saldırı tehdidi altında olan Refah şehri başta olmak üzere Gazze Şeridi’nin her yerinde kutlamalar ve sevinç gösterileri gerçekleşti. Hamas’ın Mısırlı ve Katarlı arabuluculara ateşkesi kabul ettiğini bildirdiği yönündeki haberler, 7 aydan uzun zamandır devam eden ve en az 35 bin kişinin hayatını kaybettiği, soykırım niteliği alan savaşın artık sonunun geldiği şeklinde yorumlandı.

Esir takası ve ateşkes yönündeki dolaylı müzakereler Mısır’ın başkenti Kahire’de uzun süredir devam ediyordu. Görüşmelerin bir kez daha çıkmaza girdiği yönündeki haberler dolaşıma girdiği ve İsrail ordusu tarafından Refah’ta bulunan 1,5 milyondan fazla Filistinliye şehrin doğu kısımlarını “tahliye etmeleri” söylendiği sırada bir ateşkes ihtimali yeniden gündeme geldi. Hamas Hareketi Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'yi ve Mısır İstihbarat Başkanı Abbas Kamil’i telefonla arayarak ateşkesi kabul ettiklerini duyurması, pek çok çevrede sürpriz bir gelişme olarak görüldü.

Sürecin arka planına ilişkin eldeki bilgilerin sınırlılığı ve genel tablonun anlık olarak değişebilmesi sebebiyle her türlü değerlendirmede ve öngörüde ihtiyatlı davranmak gerekiyor. Ancak Hamas’ın bu kararının olası sebepleri ve olası sonuçları hakkında bazı değerlendirmeler yapmak mümkün.

Bilgi sahibi kaynaklara dayandırılan haberlere göre Mısır tarafı, masada bulunan ateşkes taslağında, planın Hamas tarafından kabul edilmesini sağlayacak önemli revizyonlara gitti. 6 haftalık ateşkesle başlayan ilk aşamada esir değişimiyle birlikte İsrail askerlerinin Gazze’nin kuzeyi ile güneyini birbirinden ayıran koridordan çekilmesi, ikinci aşamada çatışmaların tamamen durması ve işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nden tamamen çıkması, üçüncü aşamada ise Gazze’nin yeniden inşası sürecinin başlaması öngörülüyor.

Soru: Hamas'ın ateşkes kararını etkileyen faktörler nelerdir? İsrail tarafından kabul görecek mi?

Sezer: Hamas’ın bu tasarıya olumlu yanıt vermesi birkaç farklı şekilde açıklanabilir. Öncelikle sürecin gerçekten bu şekilde işlemesi, İsrail’in savaştaki amaçlarından hiçbirine ulaşamaması anlamına gelecektir. İkinci olarak Gazze’deki durum insani açıdan sürdürülebilir olmaktan tamamen çıktı ve halkın da beklentisi çatışmaların artık son bulması yönündedir. Bununla bağlantılı bir diğer faktör de büyük bir yıkıma yol açacağı kesin olan Refah saldırısının mutlaka engellenmesinin gerekmesidir.

Planın bu haliyle İsrail tarafından kabul edilmesi pek olası görünmüyor. Ancak hem toplumlar hem de hükümetler düzeyinde dünyadan yükselen tepkiler, kendini giderek daha fazla baskı altında hisseden ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin de İsrail’in savaşa son vermesini istiyor gibi görünmesi ve son olarak, İsrail içinde de hükümete bir esir takasını kabul etme yönündeki çağrıların artması, Hamas’a geniş bir manevra alanı bıraktı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kabinesinin bu tasarıyı kabul etmese bile başka bir tasarıyı kabul etmeye zorlanması olasılık dahilindedir.

Soru: Ateşkes kararının ardından Refah'a kara saldırısı gerçekleştirilmesinin genel anlamda etkileri ne olur?

Sezer: Bu noktada İsrail savaş kabinesi Kahire’ye yeni bir müzakere heyeti gönderebilir. Ancak eş zamanlı olarak kabineden Refah saldırısı için onay çıkması, kara harekatının başlatılması ve yüz binlerce Filistinli için nefes borusu işlevi gören Refah sınır kapısının ele geçirilmesi, sürecin seyrini değiştirdi.

ABD’nin en azından görünürdeki itirazlarına rağmen Refah saldırısının başlatılması ateşkes girişimlerinin akamete uğramasına sebep olabileceği gibi müzakerelerde bir baskı unsuru olarak da kullanılabilir ve ortaya çıkacak olası bir nihai anlaşma metninin İsrail’in beklentilerine daha yakın hale getirilmesi için araçsallaştırılabilir.

Diğer yandan yükselen ateşkes beklentilerine rağmen bu harekatın başlatılması Netanyahu hükümetinin iç konsolidasyon ihtiyacıyla da alakalıdır. Zira Refah’a bir saldırı gerçekleşmeden işgal güçlerinin Gazze’den çekilmesinin iç krizle ve hükümetin dağılmasıyla sonuçlanacağı kesindir. Ayrıca her ne kadar İsrail içinde bir an evvel bir esir takasının gerçekleşmesi yönündeki sesler giderek yükselse de halkın çoğunluğu savaş karşısında oldukça şahin bir yönelim içindedir ve yenilgi anlamına gelecek böyle bir sonucu asla kabullenmeyecektir.

Tüm bu tablodan çıkabilecek olası bir sonuç da savaşın nihai sonucuna dair herhangi bir öngörüde bulunmayan, sınırlı bir esir takasını ve kısa süreli bir ateşkesi içeren bir “ara anlaşmanın” çıkmasıdır. Böyle bir senaryonun devreye girmesi halinde sürecin seyri hem sahadaki güç dengelerine hem İsrail içi dinamiklere hem de uluslararası toplumun konumlanışına göre belirlenecektir.

Son olarak, Filistin tarihinde hiçbir yönden benzeri ve muadili bulunmayan bu savaşın öngörülebilir bir gelecekte formel olarak bitmemesi, biçim ve düzey değiştirmesi de ihtimal dahilindedir. Daha açık bir ifadeyle sınırlı bir çekilme ve insani durumda sınırlı bir iyileşme gerçekleşse bile önümüzdeki aylar ve hatta yıllar boyunca dönemsel olarak saldırıların ve çatışmaların devam ettiği bir “ne savaş ne ateşkes” denklemi de gerçekleşebilir.

Süreç halen büyük belirsizlikler içeriyor olsa da bu noktada aşağı yukarı kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, İsrail’in kısa sürede Gazze Şeridi’ni tamamen işgal etme, direnişi yok etme ve halkı sürme planının başarısız olduğudur. Netanyahu dahil bütün taraflar bunun farkındadır. Ayrıca İsrail, tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar itibar kaybına uğramış ve yalnızlaşmıştır. Kuşkusuz bunun orta ve uzun vadeli sonuçları olacaktır.

Kaynak:AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.